Murat Abi git dedi yatış işlemlerini yap sen. Gittik yaptık, sanırım kaydı yapan kadınları beni pek sevdi. Hemencik hallettiler o yüzden. O kağıtları servise verince de resmen yatan bi hasta oldum. Artık yatıcak yerim var, dert etmeme gerek yok. Tek endişem şu; 'yatan hasta' olduğum için odaya giren herkesle yatmak durumunda kalırsam nolcak? O zaman ayakta hasta olmayı tercih ederim yani, hızlı ve pratik :)
Neyse kan falan verdim ben ki hiç sevmem. İğrenç bişey bence. Aldılar bi sürü, ameliyata giricez kansızlık yapmayın bende demek istedim ama babamın tıp camiasındaki prestijini lekememek için sustum. Sonra EKG çektirmeye gittik, ama makina bozulmuş. Ne ilginç di mi, kesin benimle alakası yoktur. E madem öyle biz de akciğer filmini çektirelim diyerekten o tarafa geçtik. Amca aldı beni içeri;
'Sütyenini çıkar, kolyeni ağzına al, şu sarı şeye göğsünü daya Yaprak Hanım' diye bağırdı kibarca. Yaptım aynen söyleneni ve çıktım dışarı. Sonrası şöyle;
'Yaprak Hanım ne ameliyatı olacan?
'Kaç para verecen?'
'Sigortalı mısın sen?'
'Haa ne kadar sürüyo?'
'Ne iş yapıyon Yaprak Hanım?'
'Taaam filmin, al hade'
İyi bi adamdı yazık. Sonra annem klasik olarak bi arkadaşını buldu. Ha asıl mesele şu ki bu hastane benim doğduğum hastane. O kadarla kalmayıp annemle babamın tanıştığı hastane. Hatta üstüne sevgili olup, belki köşelerde gizlice....neyse ebeveynlerimin gençlik ateşiyle yandıkları anılarını tahmin etmek istemiyorum şu esna.
Annemin arkadaşı, babam, annem, ve ben yavru açıkhava kantinine gittik akabinde. Şahane hastane tostu yedim uzun zaman sonra. Ve bu sayede doğduğum yer aynı zamanda doyduğum yer oldu. O hastane artık benim vatanım. Yapıcak bişey yok...
Sonra EKG'ye geri döndük. Orda tabi kii yine bi tanıdık gördük. Makbule. Manyak Makbule. Ruh hastası kendisi. Erkek gibi bi kadın. Odada hasta var belli, gir içeri diyo bana. İçerde hasta var diyorum 'sktir et hastayı' diyo. Öyle de modern ve hastaya değer veren bi karakter yani :)))
Soktu bu beni içeri zorla, ordaki abla da komik. Orama burama bağladı, iki saniye geçmedi ki tamam kalk dedi. E dedim bu kadar mıydı? Sen ne sandın dedi, valla dedim 5-10 dakika bişey sandıydım...Gerizekalı biri yapsaydı o kadar sürerdi dedi, ve anladım ki ben o hastanede büyüdüğüm için de böyle acayip olmuş olabilirim zira bi tane bile düzgün insan yok gördüğünüz gibi....
Her şeyi servise teslim edip, izin kağıdımı doldurduktan sonra dosyama da yazıldı her şey. Eve gidip uyuma hayallerindeyken, 2 saat sonra anestezist muayenesi koydular bana. Rezillik. Düpedüz kepazelik yani. Ona da gittik neyse, hızlı hızlı geçiim buraları, annem bekliyo kapıda kuaföre gidicez :) Enteresan bi kızdı, sırtımı falan dinledi, en son Servet Doktorum dinlemişti ben küçükkene belki de...
Her neyse olay olucak, gidiyorum ben, başlığın isim babası esasen Tolga Doğru'dur. Tetkiklerin ortalama bitiş saatine yakın beni arayıp 'Deldirdin mi oranı buranı bitti mi?' sorusunu sorduğundan mütevellit....
Gittim. Akşama kısmetse devamı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder