24 Nisan 2010 Cumartesi

Ameliyat 1 - Genelizasyon

Gelelim ameliyat maceralarına.

Gece gittik hastaneye babamla. Eşyaları falan odaya koyup kampüste gezmeye karar verdik. Hemşire de dedi ki 'Geç gelmeyin, fazla uzaklaşmayın'. Ulan sırf bu sebepten annemi evde bıraktık biz, vekaleten mi tuttu nedir :))

Neyse, babam bana ilkgençlik anılarını falan anlattı kampüs içinde. E nerden baksan orda büyümüş ya bu bunlar. Aslına bakarsanız temellerimin atıldığı kampüstür kendisi. Şükran beğenmezmiş babamı esasen, sonradan aşık olmuş. Hak verebilirim kendisine zira babam da ben de birini beğenince oldukça sinir olabiliriz. Bu duruma dayanabilenler ilerleyen zamanlarda bizimle takılabilme hakkı kazanır. İsteyerek yapmıyoruz, tememeen içgüdüsel :) İşte yani nihayetinde olmuşum ben, gelmişim ameliyat olmaya.

Odaya döndük falan filan, sakinim ben hala. Yattık uyuduk. Enteresan bi geceydi. Sabah dınk diye kalkıverdim. Biraz heyecanlı gibiydim sanırım. Sağa gidiyorum sola gidiyorum gelen giden yok. Saat 7.30 hala kimsecik yok. Kardeşim 8'de uyumuş olcaktım ben hani? Noluyoruz? derkeneeee Murat Troy geldi. Hava hoş tabi, pek bi keyifli. Arkasından da asistan tayfası düşüverdi. Giyin kuşan, savaş boyalarını sürün gidiyoruz dediler. Peki dedim düştüm peşlerine. Ameliyathaneye bildiğin seke seke girdim ben. Abi elimden tuttu içerilere götürdü beni. Resmen kendi ayağımla gittim yattım masaya. Self-servis demedilerdi, bilseydim ekstra ketçap falan isterdim. Hatta bi an tırstım asistan arkasına dönüp 'Bi macromamma bi baticon lütfeeeeen!' diye bağırıcak diye. O kadar self-servis. Eline tüpü verip kendini bayılt deseler şaşırmazsın yani.

Ben yattım efem, bi abi 'üşüdün mü kız?' diye sordu. 'Neden?' demek istedim, 'az sonra kesilcek olan meme uçlarım mı büyümüş? Ordan mı anladın nedir?'. Ama diyemedim. Evek dedim, ayaklarım biraz. 'Annelik yapıcam sana ondan soruyorum' dedi ve saniyesinde sıcacık örtüler örttü üzerime. İyi bi insandı. Çok hem de. Isıttı beni.

Bi kız geldi sonra, içerdekilere 'rhinoplasty mi?' dedi. Ben de bağırdım ona. Sağol dedim merci yani, ne güzel de moral verdin ameliyat öncesi :)

Anestezist Özlem Abla geldi akabinde. Beni hiç tanımayan biri 'Abla derken? Önceden mi tanıyosun?' diyebilir ve fekat alakası yok. Gayeten orda tanıştık. Sonra odama da geldi zaten, 'Özleeeem Ablaaaa' diye bi çığlık attığımı, onun da beni sevip okşadığını, bu hadiseler olurken babamın anlamsızca baktığını hatırlıyorum. Sevdim kendisini. (benim de sevmediğim insanlar oluyo, gerçekten oluyo!) Bayılana kadar hala sosyaldim. Pek eğleniyodum esasen ama hafiften panik olmaya başlamış olabilirim. Dedim ben panik oluyorum, olma dediler, gel sen yat diyesim geldi. Sakinleşiim diye mi yoksa çöt diye bayıliim diye mi bilmiyorum bişi enjekte ediverdi bana. '2 kadeh şarap içmiş gibi olcaksın' dedi, 'yapma' dedim 'ben içince sapıtırım dayanamam' dedim ve dediğim saniye zaten kelebek elimden çıktı :) Eee dedim ben demiştim...sonra adının Sinan olup olmadığından emin olmadığım asistan kişi (yakışıklı fakat asosyal, biraz da o kısmını toparlasa büyüyünce imajen iyi bi cerrah olabilir diye düşündüm) reklam meklam iş güç bişiler derkeeeeeeeen........

Gözümü açar gibi olduğumda sanırım boğazımdan o iğrenç boruyu çıkarıyolardı. Göğsümde bi sızı hissettim. Kafam kazan gibi. Dünya bi garip. Anestezi kısmısına taşınırken yolda babamı gördüğümü hatırlıyorum. Normal şartlarda, anesteziden tahmini 2 dakika önce uyanmış bi insan ah der of der anaam der ya da bişe demez. Hiç kimsenin 'a aaa burnumu yapceklerdi mememi yapmış bunlar, ilahi yani!' dediğini sanmıyorum. Demişim. Yeminlen demişim. Babamı yolda görüp aynen böyle demişim. Garanti tıbbi vakayım ben. Büyük hem de.

Sonrasını detaylı anlatamicam zira hatırlamak istemiyorum. Özeti şu ki 36 saat kesilmeyen bi bulantı hali yaşadım. 3 gün yemek yemedim. 2 gün aralıksız kustum, kusamadığım zamanlarda kusmaya çalıştım. Kemoterapi hastalarının bulantılarını kesmek için kullanılan ilaçlardan getirildi de ancak öyle bi miktar kesildi. Hatırlamak istemiyorum ama bi yandan da unutmak istemiyorum. Devamlı ameliyat olmak zorunda olan insanları falan düşünerek resmi anlamda perişan oluyorum. Hakkaten. Bu konuda duygusalım, o nedenlen konuşmiciim.

İnsanın babasının doktor olması şahane bişey. Vallahi bak. Çok güzel bi durum.

Asistan kız saçını kestirmişti ve ben bunu fark ettiğimde anestezinin iğrenç etkisinde falandım. Kendimden şüphe ediyorum. Bazen endişeleniyorum hatta. Güzel olmuş ama. Biraz da gülse...

Ameliyattan sonra halam vardı bi süre. Akşam da Sami-Gökçe Çakar ikilisi geldiler. Ve ben bi saptama yaptım sonrasında. Hemen anlatıyorum;

Sami Amcam ve babam teeee tıptan arkadaşlar. O gün beri de ayrılmış diiller. Biz de haliyle Gökçe'yle hayata default arkadaş olarak başladık. Aralarda çok görüşemeyiz ben taşındıımdan beri, az konuşabiliriz falan filan...Kimbilir en son ne zaman görüştük? dediğimiz zamanlar bile olur. Ama ben kalkıp ameliyat olduğumda, rezil bi şekilde kusarken beni tutan, ağzımı burnumu silen, başımda bekleyen Gökçe...aynı durumda o olsa ben orda olur muyum? Herıldınız tabiki. Enteresan di mi? Sanki araya hiçbişi girmemiş, hiç zaman geçmemiş gibi her şeyin kaldığı yerden devam edebilmesi...

Bak bi de bu model Ayça var. Bizim annelerimiz ortaokul arkadaşı. Yavruyken dipdibe yaşadık, aralarda küstük müstük bi ton şey...ama nihayetinde hiçbişi olmamış gibi devam ediyoruz hayatımıza ve yeni arkadaşlarla aramızdaki ilişki gibi diil bizimkisi. Belki de seçme şansımız olmadığından. Yani insan kardeşini seçemez ya, biz de birbirimizi seçmedik o yüzden kavgası da dövüşü de aynı kardeşle yapılan gibi bi ilişki tipi oluyo belki de. Öyle yani.

Ha bu Ayça yüzünden ben memelerden birinin altına 'Buraya çöp dökmek yasaktır' yazdıydım. Diğeri de boş kalmasın diye 'Bu deriyi THK'ya bağışlıyorum' yazmıştım. Dedikodu olmuşuz ameliyathanede meğersem :) Ve fekat gerçekten asosyal olduğu için asistanlar, 'imm serum bitti mi? evek...güzel...' diip diip çıktılar odadan. İki sosyal olun, konuşuverin. Hiiiç! şikayet edicem örtmenlerine.

Bi de son bişi anlatiiim. Aydın Abim var benim. 10 yaşında ameliyat olurken beni kucağında götürmüştü ameliyathaneye. Çocuk cerrahı. Aşıktım küçükken ben ona çünkü çok yakışıklıydı. Ben ameliyattayken o gelmiş ameliyathaneye. Ben olduğumu bilmeden bakmış falan, pek beğenmiş. Sonra çıkıp da annemle karşılaşınca höh demiş yani :) Objektif bi cerrah gözü fazlaca beğenmiş durumda yani yenileri....hala yakışıklı olduğunu eklemeden geçemiciiim.

Pek karışık yazdım farkındayım. Ama başım dönüyo hala, idare ediverin.

Yazımı 'Murat McNamara işçinin emekçinin doktoru' diyerek bitirmek istiyorum :))))

1 yorum:

  1. çok safsın yaprak çooook. ben seni gayet seçtim bi kere haberin yok :D

    mwahh!!

    <3

    YanıtlaSil