18 Nisan 2010 Pazar

Ankara'ya gelememe durumu

Şimdik ben kanımın son damlasına kadar çalışıp uçağa yetiştim bi şekilde. (Tolga Abim resmen kovarak gönderdi, o saate kadar orda kalmak tamamen benim sapıklığım :) ). Uçağa bindim bi güzel-ki kendisi 11 uçağıydı-, ipod'umu taktım, öyle uyudum kaldım. Zaten uyumasam kendimden şüphe ederdim. Her neyse, gözümü bi açtım ki playlist'te baya bi ilerleme olmuş, saat 11:45. Uçak da hareket etmiyo, ay ay dedim ne güzel gelmişiz bile. Meğersem biz kalkamışız ki hiç inelim! Uçak bozulmuş, 45 dakika düz kontak falan yapmaya çalıştılar heralde...

Neyse bizi indirdiler uçaktan, başka bi tanesine geçiyomuşuz. Bizi topladılar bi yere, karaborsa uçak bileti satar gibi kart mart bişeyler dolduruyolar. Kimse de bişey söylemiyo, ne zaman gidiyoruz napıyoruz, hiiiiç! Bi takım anarşik arkadaşlar bağırmaya falan başladı. Anarşik dediysem bizim İbo gibi pasif anarşik diil. Öyle bi durumda İbo maksimum sigara içip alkole vurur kendini. Gözleri dolar falan, 'Allahım uçak niyiçin bozuldu ve Galatasaray neden yeniliyo' falan triplerine girer, net...Her neyse 'gerçek anarşik'ler çıldırdı;

'Kimse açıklama yapmicaaak mııııyyyy?????'
'Kardeşim niye burdayız biz! Ayakta mı bekleyecez kaç saat!'
'Yavvvv kimse merak etmiyo mu? Soran yok benden başka!'
'Koyun geldik koyun gidecez haaa!'

şeklinde bağırış çağırış işleri işte....Sonra birbirleriyle kavga etmeye başladılar. Senin yüksek sesinden rahatsız oluyorum, vay efendim neden oluyosun, sana mı kaldı bunlar, sen sor da ben dinliiim o zaman falan filan....bi adam görevliye bağırdı 'Ben sabah 9'dan beri uçaklardayım Zürih'ten geldim!' falan diye. Be birader havada motor mu duraydı? Bozukmuş indik işte....Ben ölecem uykusuzluktan da sesimi çıkarmıyorum...Rezalet!

Bi gece önce 2 saat falan uyumuştum galiba, ondan önceki gece de 2-3 saat. Normal şartlarda daha çok uyumam gerekirdi ama ben saat 8.30 oldu sanıp önce 5'te, sonra 6'da, ve bi daha 7'de kalkıp giyinip hazırlanıp odadan çıkıp geri döndüğüm için uyuyamadım. Hep o Nik'in yüzünden! Setten önceki gece de azıcık uyudum zaten. Yazıklar olsun, uykusuz gecelerimden sen suçlusun Nik!

Neyse yıkıldım yıkılıcam artık gitmek istiyorum...gündüz sinirim de bozulmuş ağlamışım falan zaten, bi an önce babamın yanına gidesim var. Kendim gibi gayrıciddi birini göriim de hayata bağlaniim diye hemen...Neyse işte hostesle havalandırma tartışması falan yaptım ben, üşüdüm çünkü inanmazsınız, meğer düğmeyi çevirince kapanıyomuş. Hostes haklıymış yani. Neyse...

Geldim işte nihayetinde, sabaha karşı yatabildim neyse ki...sonra da ertesi gün kalktık gittik hastaneye...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder